KUMUKLAR
  Akköprü köyü
 



 

AKKÖPRÜ KÖYÜ:1872 yılında Dağıstanın Yaksay köyü ve Karabudahkent
kasabasından  göç eden Kumuklar tarafından kurulmuştur.Köyün kurucu-
su olan dedemiz Yaksaylı Haybullahoğullarından Kasum oğlu Hamdiya-
dan doğma Üzeyir Beydir.Köyün ilk yerleşim yeri olan Biga çayıdenen eski ismiyle Granikos kenarıdır.Buradaki beyaz renge çalan köprünün mağara
kısmına yerleşmişlerdir.Hacuk nenemiz 1872 yılında burada dünyaya gelmiş yani köyümüz Hacuk neneyle yaşıttır.Köyün bu günkü yerleşim yeri
ne göçmesi çok güç olmuştur.O günkü yetkililer o alana yerleşim izini ver-
memişler fakat Üzeyir dedem izin almak için Çanakkaleye kadar yürüye-
rek gitmiş izin almış fakat döndüğü zaman ise köy zorlada olsa bugünkü
yerine yerleşmiş.Bu köprüden dolayı Köyün ismine Akköprü denmiştir.
    Köprü II.Mahmut döneminde yapılmış olup bu gün kullanılamaz durum-
dadır.Köyümüzde halen birçok kelime unutulmuş olsada Kumukçayı konuşan kişiler bulunmaktadır.Kumuklar kendilerine yakın hissettikleri
diğer bir Kuzey Kafkas kavimlerinden olan Adiğe toplumuyla karışmıştır.
Kumuklarda Çerkeslik Mefhumu :Gelenekler açısından Diğer Kuzey Kafkas kavimleriyle aynı parelelde olan Kumuklar dil açısından Alanların
bir kavimi olan Karaçay-Malkarlar ile aynı dili konuşmaktadırlar.Fakat bu
dil olayında sadece %40 bir kelime haznesini kullanmaktadırlar birçok
kelime unutulmuştur yada unutulmasa bile kullanılmamaktadır bu sebepten Dağıstan daki Kumukça ile Türkiyedeki Kumukça arasında bü-
yük bir farklılık meydana gelmekte ve anlaşmalarda güçlükler çekilmekte-
dir.Aslında Kumuklar tarihçilerin araştırmalarına göre çok eski Türk Kavimleri içinde yer almaktadır ve bu süreç  içerisinde Kumuklar Türk ol-
duklarını hissetmeden Hazar Devleti yapısı içinde yaşamışlardır.Kumuk-
ların tarihsel yapısı Kumukların Tarihi bölümünde açıkça belirtilmiştir.
    Öte yandan Kumukların yapısı içinde Çeçen ve Kabartay etnisitesi önemli bir yer tutmaktadır.Hanlıklar döneminde bu etnisite daha belirgin-
dir.Bundan dolayı Kumuklar Türk yapısı içinde Çerkes etnisitesinide bar-
ındıran bir Kuzey kafkas Kavimidir bunu kimse inkar edemez tarihler bunu
kanıtlamaktadır.Köyde yaşayan Kumukların geldikleri köyler,
TARGU: Targu Hanlığını başkenti olan bir köydür .Tarihte bir çok savaşla-
ra ,saldırılara maruz kalmış, şimdi ise Dağıstanın Başkenti olan Mahaç-
kala ile nerdeyse birleşmiş konumdadır.Buradan göç eden aile Askeroğ-
lu ailesidir bu ailenin bir kısmı Aziziye ve Geyikırı köylerinde yaşamaktadır.
YAKSAY:Eski Dağıstandaki Usumi Beylerinin yönetiminde olan önemli
köylerden ve ticaret merkezlerinden biriydi.Çeçen sınırında Hasavyurt Şeh
rine bağlı bir köydür.Haybullahoğlu Üzeyir Bey bu köyden göç etmiştir.
AGAÇAVUL:Mahaçkalaya bağlı küçük bir Kumuk köyüdür.Geyikır köyüne
yerleşen Abdurahmanoğlu Atayın torunlarının bir kısmı bu köyde yaşamak
tadır.
TÖRKALİ KÖYÜ:Yine Dağıstanın en önemli köylerinden biridir.Dağıstan
Şamhallarının toplanma merkezi idi ,görüşmeler bu köyde yapılırdı.Sonra-
dan ismi Korkmaz kala olarak değiştirildi bunun sebebi ünlü devrimciler-
den Celal Korkmazın bu köyde doğmuş olmasıdır. Buradan göç eden aileler Hacı akavoğullarıdır.Bu aileler Akköprü,Aziziye ve Doğancı Köyün-
de yaşamaktadırlar.
ERYAKLILAR: Dağıstanda bir bölge ismidir bu bölgeden göç eden aile
Cafar ve eşi Zaynap Hanımdır torunları Akköprüde Daniyal Kerim ismiyle
yaşamıştır ve bugünde Sınmaz soy ismiyle yaşamaktadırlar.Ayrıca bu aile
nin bir kısmı Geyikkırı köyündedir.
 
 
ESKİ  YAKSAY KÖYÜNDEN  GÖRÜNTÜLER.(1904)
      Yaksay Terek-Sulak ovasının en önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biriydi.İki isimden oluşmuştur  Yaga-ırmak  Say-derin ol-
mayan anlamındadır bileşim olarak Yaksay olarak karşımıza çıkmaktadır.
17 y yılda Endirey Amiri SultanMutun küçük oğlu Alibek bu bölgeye hakim
oldu.Babasının ölümünden sonra 1651 de Yaksay nehri civarına yerleşe-
rek  başkentini kurdu ve buraya Yaksay adını verdi.Burada kendi feodal düzenini  kurararak  Yaksay Biylik adı altında yönetim birimini oluşturdu.
Bu biylik yaklaşık 200 yıl sürdü.Bu yapı içinde Sultan Mutun ve eski yöneti-
cilerden Ullubiyin torunları yönetimi ellerinde tuttular.
 18y yılda  Yaksay Biylik diğer Kumuk feodal yönetimleri arasında en üst
düzeyde yerini aldı.Ruslarla güç birliği yaparak Terki Kalesini kurdular.
Aralarında  ticari açıdan hatta  savaş güçlerini birlikte oluşturacak anlaş-
malar  yapıldı.
      I.Petro döneminde ise Terki Kalesine Astrahandan bir çok Rus güçleri
gönderildi.1711 yılında I.Petro  Terki Prensi A.Bekoviç Çerkeskiye Kumuk-
larla iyi geçinmesi ve özelliklede Ullubiy Yaksaylı ile ilişkilerini iyileştirme-
si konusunda ültimatom verdi.Bunun üzerine prens Bekoviç-Çerkeskiy
Ullubiy Yaksaylı ile karşılaştı ve onun Rusya ile ilişki düzeyinin ne derece geniş olduğunun farkına vardı.Kumuklar arasında Oruslar-Duruslar anla-
yışı yaygınlaştı.1721 de Terkide küçük çapta Rus Diplamatı Prens Volins-
kiye karşı  savaş türü bir saldırı oldu fakat bu saldırı Yaksay Prensi Sultan
Mut tarafından durduruldu.Bunun sonucu olarak Sultan Mahmut Kumuk
Feodal yapısı içinde Terek-Sulak bölgesinin en güçlü adamı oldu.
     1722 yazında I.Petro Ordusuyla beraber Kumuk topraklarına geldi.
6 ağustos 1722 de Sulak nehri kenarında Şamhal Adilgerey Tarkovskiy
ile bir antlaşma yaptı.Aynı gün onun büyük yöneticilerinden Sultan Mah-
mut Yaksaylı ve iki Kumuk Biyi Çopan ve Musal  ile görüştüler.Diğer bir
Kumuk Feodal yapısınında İmparatorun emrine girmek istediğini göster-
en rusça yazılı bir mektubu Sultan Mut imparatora sundu.
      8 Ağustosta  Sulatanmut Ve iki Yaksaylı Biy Çopan ve Musal  ile Tüm-
general Prens Apraksinanın yanına gittiler.Generalin ayanında kendilerin imparatorun hizmetine girmeye ve bütün seferlere katılacaklarını bildirdi-
ler ve Sultanmut kendisine güçlülüğü temsil eden Padişahlık ünvanının
verilmesi ricasında bulundu.Bu arada Sultanmut Kabartay bölgesine ve
Nogaylar üzerine seferler düzenleyerek başarılar sağladı buna karşılık
imparator tarafından üstün hizmet madalyasına layık görüldü.Kabartaya
yaptığı seferde kendisine Hamzabiy Endireylide katıldı.O endirey amiriydi.
Ölümünden sonra  Çopan Şamhal Endireye yönetici oldu.
Sultanmut zamanında Yaksay biylik Topraklarını Endirey biyliğin Güney
sınırlarından itibaren 6 Kaçalık köyünüde içine alarak  Yamansuv ve Yak-
saysuv arasındaki bölgeyi ele geçirdi.Terek üzerinden  Hazar denizine
kadar  olan alanı işgal ederek  bir kaç adayı yönetim birimine kattı.
Ayrıca bazı Nogay köylerinide ele geçirerek  onlara  Yaksay Nogayları
denmesini sağladı.
     19 Y.YILIN  İLK  YARISINDA  YAKSAY.
Ruslar ile Kumuklar ın birleşimi sonrasında  Yaksayda büyük bir değişim
oldu .Kizlyar Kumandanı Ahverdoğun bildirdiğine göre 1804 te 500 hane
olan Yaksay  1812 de 800 haneye ulaştı.Bu dönemde Yaksay önemli bir
ticaret merkezi haline geldi.Pazarların çoğunda Çeçenlerin etkisi vardı.
19 y yılın başlarında  Yaksay özellikle büyük bir ticaret merkezi haline gel-
di.Bu feodal yönetim ticari açıdan Endirey Beyliğini de çok gerilerde bırak-
mıştı.Buda I. Aleksandr ın  Kafkasyadaki koloni anlayışının bir sonucu idi.
Dağıstanı özellikle Kumukları güçlü kılarak  ordusunu o bölgeye yerleştir-
mekti.Tümgeneral Ermelov Komutasındaki ordusunu 1816 yılında Kafkas
yaya gönderdi.Ermelovun en güvendiği kişi  Yaksayın Yaşlı Ullubiy Prens-
lerinden  Usumiyef  Musa hasayeviç idi.O onun evine gitti.O ikisi  General
Zubova  döneminde 1796 yılında İran üzerine yapılan bir seferde tanışmış
lardı.O zaman Ermelov yüzbaşı idi görevli olan Musa Usumiyev ile birlik
olmuşlardı.Ermelov 20 yıl önce Topçu Yüzbaşı iken  Kafkasyaya geldiğini
anılarında yazıyordu.O zaman Yaksay biylik Rus hakimiyeti altındaydı.
Yaksaylı feodal Biylerin oğulları  Devletin Ordu Hizmetine alınmışlardı.
   Rus ordusunda askerlık  rutbelerinin her aşamasında bulunuyorlardı.
Bu kişiler Yarbay  Murtazali Ahmathanov,Devlet danışmanı  Musa  Hasayev Usumi,Canbulat Adilov,Hanmogamed Sultanbek 27-nisan 1805
te Tümgeneral   Glazenap  Komutasındaki  Kafkas ordusunun  Kurmaylar
durumunda idiler.
      Bu arada Ermelovun çevreyi güçlendirme işlemleri başlamış olup Yen
ilmezlik  adı altında 1818 yılının sonbaharında tamamlandı.Rus savaşçı-
lar yaksay köyüne gelerek Yaksay nehrinin sağına yerleştiler Solunda ise
rusların nöbetçilerle donattığı  Gerzel köyü bulunuyordu.Burada Yaksayı
Çeçen saldırılarından korumak için 43.cü Avcı Alayının bir bölüğü Yaksaya
yerleştirildi.Çeçenler  sık sık nöbetçilere saldırarak Yaksaylılara ait bütün
hayvan sürülerini çalarak götürüyorlardı.Bu durum karşısında Yaksaylı biyler ruslara başvuruda bulunarak yardım istediler.Ermelov Çeçenlerin bu yağmalarını sevmediğini ve onların bu davranışlarına sabır göstermek zorunda olmadığını bildirdi.Onları uyarak Çeçen baskınlarının hangi yönden gelirse gelsin Çevredeki Kazak köylülerinden tepki göreceklerini
açıkladı.Yaksay beylerininde döğüşe hazır olmalarını ve ayrıca uyanık olmaları gerektiği talebini bildirdi.Yaksaydaki insanlara ne tür gereçler gerekiyor ise tedarik edeceğine söz verdi.Kumuk toprakları üzerinden ken
dilerine Çeçen saldırılarının olacağın bilgisini alan  Ermelov 28 Haziran
1818 de  Yaksay Beylerine başvurarak ,Sizi uyarıyorum  diye yazdı  ve Ültimatom verdi. Eğerki Bu alçakça ve kasıtlı saldırılar devam ederse ceza
landırmak bir yana bunu yapan çeçenleri imha edeceğini duyurdu.Burada
düzensizlik istemediğini bildirdi.Bu konuda bana söz vermelisiniz bende sizinle olacağım diyerek Yaksaylı beylerden söz istedi.
                          1825   TRAJEDİSİ
    Çeçenlerin Rus nöbetçilerine ve güçlerine ayrıca Yaksay Biylik üzerine
saldırıları durmadı.Kısa bir süre sonra bu saldırılar kitlesel bir harekete
dönüştü ve dinsel bir etkinlik halini aldı.Tam bu zamanda Molla Muham-
med ismli  Mayuyurt köyünden bir kişi kendini Şeyh ilan etti.Vaazlara baş-
ladı.Gavurlara karşı birleşme çağrısında  bulundu ve gazavata gidilmesi
için vaazlar verdi.Gerzeli güçlerini tehlikeli bir şekilde tehdit etti aynı şekilde Endireylileride tehtit altına aldı.Tümgeneral Grekov bu noktaları
savunmakla görevli idi.Gerzeliye geldi bir avcı bölüğünün sayısını arttırdı.
Silahları iki katına çıkardı.Güçlerinde değişiklik yaptı.Ayrıca bir avcı bölüğü
nü değiştirdi.Çerlenneye döndü orada asker toplama işlemine başladı.
      Bu arada 4 bin Çeçen Gerzeli Kalesine geldi   Yaksay çayının etrafına
oturdular ve nehrin suyunu kestiler.Düşman yakın çevrede siper almış idi.
Birden bire ilk kırım başladı.Saldırganlarda büyük kayıplar yaşandı.
Molla Muhammed  yapılan bu saldırılara esin kaynağı oluyordu ve onlara
büyük zenginlik vaadederek  Yaksaylılarıda yanına çekmesini başarmıştı.
Bu kutsal savaşta  Endireylilerde Şeyhe katılmaya hazır idiler.
      Tümgeneral Lisaneviç  savaşçıların karmaşık durumunu öğrendiği zaman Şirvan topçu taburuna Grozni Güçlerini takip etmesi emrini verdi.
2.nci topçu taburu  Çervlennu köyüne yöneldi. O da oraya geldi.
Çerlennedeki Tümgeneral  Grekov 3 avcı bölüğünü topladı ayrıca 400 ka-
zak  ve birkaç savaş silahları elde etti.General Lisaneviç bu müfrezeyi tes-
lim aldı.2.ci Şirvan topçu alayını beklemeden Terek nehrini geçerek Ger-
zeliye doğru bir kuşatma hareketine başladı.Rus savaşçılarının yaklaştı-
ğını gören Çeçen atlıları  Gerzeliyi kuşatan Çeçen piyadelerine durumu
bildirmeden geriye çekildiler.Kazaklar ona yetişip kayıp verdirdiler.
    Gerzeli Garnizon güçleri bunu görerek yardıma yetiştiler ve saldırılarını gerçekleştirdiler.General Lisaeviçin 6 Bölüğü derhal orada oldu.
Buna göre isyancılar hiçte azaolmayan kayıplar vererek kaçtılar.Şeyh Mol-
la  Muhammed  savaş arkadaşlarından birinin eşliğinde bölgeden kaçabildi onun Gazavat söylevleride böylece bastırılmış oldu.Bu işi tertip
eden Yaksaylılar Yaksayı terkettiler geriye kalanlar ise suçlarını affettirmek için  merhamet dilediler ve hatalarını  gidereceklerine söz verdiler.
     Tümgeneral Lisaneviç isyana katılıpta köyde kalanları cezalandırması
için Yaşlı Prens General  Musa Hasayeviç  Usumiye talimat verdi.Köyün
yaşlıları ve Prens Tümgenerale hürmetlerini sundular .Hatta onların ara-
sında isyana aktif olarak katılmış kişilerde vardı.General bunların isim
listesini talep etti.Tümgeneral Grekov  halkın Rus Generallare güvenini
bozabilir gerekçesiyle  dürüst olmayan bu davranışa  karşı durarak itiraz
etti.Binbaşı Musa Hasayeviç Usumi kısa bir süre içinde onların  kaleye teslim edileceği sözünü verdi. Lisaneviç  her ikisininde görüşlerini yeterli bulmadı.16 Temmuz 1825 te 300 Yaksaylıyı Gerzeli güçlerine teslim etti.
    Lisaneviç ihtiyatlı bir önlem almayı  gerekli görmedi Kaleyi fazla güçlendirmedi ve kalede çok az Rus vardı ve bunlar kaleye getirilen Yaksaylılardanda azdı.Birkaç askerle beraber  General Lisaneviç içeriye girerek  Yaksaylıları iğrenç düşmanlar olarak suçladı hakaret eden sözlerle onları yargıladı.Onları suçlu ilan ederek  imha etmekle tehdit etti.
Listedeki isimlerrden bir kaçını çağırdı ve o kumukçayı çok güzel konuşu-
yordu.Çağrılan yaşlı Yaksaylılardan ikisi generalin önünde suçlu bir şekilde  boyun ğediler buda onların idam edileceği anlamındaydı.Kılıçla-
rını söktüler muhafızın eşliğinde kendilerine sorulan soruları cevapladılar.
         Üçüncü bir kişinin ismi okunduğunda zorluk çıkaran bir itirazla karşı-
laştılar.Zorlada olsa onu General Lisaneviçin huzuruna sakin bir şekilde çıkarmayı başardilar .General Oçar Haci senmisin diye sordu.Oda Oçar ve Çançar Haci  diye cevap verdi.Generalle atışarak daha önceden gömleğinin koluna sakladığı bıçağı çıkararak generale doğru döndü ve ani bir hareketle generalin karnına ölümcül bir bıçak darbesi vurdu.Alaycı
bir şekilde Çançar Haci delici Hacı demektir diyerek generalin onun hay-
kırışını anladığını bildi.İnsanlarla alay ederek ve zorbalıkla öldürmenin  özverili bir davranışolduğunu bir an bile durmadan bunu yapması gerekti-
ğiğni vurguladı.Oçar Haci hiçbir ürperti duymadan General Grekova dön-
dü aniden onuda kalbinden sapladı.Generale eşlik eden Kazakların,Rus ve Kumuk askerler Lisaneviçi yaralarken onu durdurabilirlerdi ama büyük
bir şaşkınlık ve beyin tutulması yaşadılar.O da Yaksaylı köylülerin cüratkar
davranışlarından faydalanarak derhal ortadan kaybolmuştu.Bu da Oçar
Hacinın nekadar  mert ve kararlı olduğunu göstermişti.Bu kahramanca
hareketi ona şans getirmişti.
     Kumukların baş sözcüsü Yüzbaşı yaşlı Filakov diğerlerinden önce kendini toparladı ve Oçar Hacinin üstüne atladı orada kendiside yara aldı.
Ama  yarasına rağmen  son bir umutla  onunla göğüs göğüse geldi Oçar Hacıyı karnından yaraladı.Ağır yaralaı Oçar Hacı  Yüzbaşıyı yenmek üzere iken  orada bulunan Kumuk Biyi  Rus Ordusu Albayı  Musa Usumi zamanında yetişerek  kılıcını köylüsü ve komşusu olan Çançar Hacıya sapladı.Bu durumda Rus askerleride müdahale ederek Yaksaylı kahramanın vücüdunu kılıçlarıyla parçaladılar.
    Ölüm halindeki Tümgeneral ayağa kalktı ve tahta perdenin önüne geçti
ona Tümgeneral  Grekovun öldüğünü söylediklerinde bu kötü haber karşısında kan beynine sıçrayan Lisanoviç  hepsini kılıçtan geçirin diye bağırması ,her şey için yeterli olmuştu.Onun kin ve nefret dolu bu sözü uygulanacaktı.O anda askerler silahsız konumda olan Yaksaylılara döndüler.Şaşkınlık içinde olan Yaksaylılar bağlı konumdaki  kalenin kapısına doğru kaçtılar iki saat kapıyı yumrukladılar çıkmak için oradaki toprak setten faydalandılar.Askerler onlara arkalarından ateş ettiler ve yetişerek onları arkalarından süngülediler.Bütün Yaksaylılarda Kaleyi söküp kopardılar  çıkmaya koyuldular ama askerlerin imhasıyla karşılaştılar.300 Yaksaylıdan çok azı bu kıyımdan çaresizlik içinde canını kurtarabildi.
    Kafkas Yöneticisi Ermelov Tümgeneral Lisaneviçin kurbanlar için ölüm emrini vermesini ve kanlı politika uygulamasını  düşüncesizce bir karar olarak nitelendiriyor.Gerzeli ve Yaksaydaki olayların duyumları sadece  Rus askerleri ve subayyları arasında değil aynı zamanda çarlık idaresinin
yerli görevlileri arasındada yayılmıştı.Herkes bu olaylar hakkında  kendisine göre sesini yükseltiyordu.O sırada Ekaterinodarska da  uzun süre görevli olan  Rusların büyük drama ustası  1825 in Ekim ayında  Begiçev e yazdığı mektupta  Lisaneviçin  cesur ama düşüncesiz  bir adam olduğunu  kahramanların bir hiç uğruna öldüğünü , General Grekovun ise
güçlü ve sakin bir kişiliği yanında hırsız ve yağmacı bir yapıda olduğunu yazıyordu.
    Diğer bir büyük yazar  Tolstoy ise 29 Ekim 1853 teki  günlüğünde trajik
olaydan 28 yıl sonra  Kumuk topraklarındaki Eski Yaksayı ziyareti esnasında bu olayları işaret eden bir çok bulgularla karşılaştığını yazıyor-
du.
                YAKSAYIN   GÖÇÜRÜLMESİ.
      O günlerde hastalığı nedeniyle Vladikafkasta bulunan General Yermelov  1825 yılının ağustos ayının birinci döneminde  Yaksayda oldu.
Orada onu Prens Beyleri karsıladı halktan kimse yoktu.Kafkas yöneticisi
Yaksaylıların katılımı olmadan Çeçenlerin Gerzeliye karşı hiç bir eylemde bulunamıyacaklarını dile getirdi.Onun fikrine göre Yaksaylıları Çeçenler-
den uzak tutmak gerekiyordu.Yaksaylıların onlarla ilişkilerini koparması daha iyi olcaktı.Buda oradaki istikrarı sağlamak için gerekliydi.Yönetici
Yaksaylı Beylere  dağlık ve ormanlık kesimden Yaksaylıların açık ve düz araziye göçürülmesi görüşünü dile getirdi.Yaksay halkı çağırıldı.Onlar için en iyi olan ve kaçınılmaz olan durumun yeni bir yerleşim yerine göçetmek olduğunu bildirdi.Birçok insanın bu durum hoşuna gitmedi ancak sonuçta görüş birliği sağlandı.Sadece 200 aile eski Yaksayda kalmak için ısrar et-ti.Yönetici onların orada kalmasına müsade etmedi.
        Yeni yerleşim yeri General Yermelovunda onayladığı Yaksay nehri boyunda  eski bir Kumuk köyü olan Taşgeçüv  civarı idi.Bu bölge ovalık ve tarlalık olduğundan  Yaksaylıların bu bölgede  daha rahat  hareket etmesi sağlanacak ayrıca daha verimli olarak çiftçilikle ve hayvancılıkla geçimleri-
ni sağlayabileceklardi.Ticari olarak dahada iletişim kolay olacak ve çevre ile ilişkileri düzenli bir şekilde yürüyecekti.Yeni Yaksay birçok köylününde
katılımıyla inşa edlmeye başlandı.Eski Yaksayın meydanları,sokakları ,ti-
cari alanları düşünülerek benzer bir yapılaşmaya gidildi.Bu yerleşim yeri halkın büyük bir çoğunluğu tarafından onaylanarak  büyük rağbet gördü.
 
  Bugün 1 ziyaretçi (15 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=